Connect with us

TR

Şahika’nın demir gibi parmakları yavaşça gevşedi

Published

on

Şahika’nın demir gibi parmakları yavaşça gevşedi. Yüzündeki ifade saniyenin onda biri kadar kısa bir sürede değişti. O kör edici öfke buharlaşıp uçtu ve yerini çok daha karanlık, saf dehşete benzeyen bir şeye bıraktı. Bir adım geri çekildi. Gözleri, sanki var olması imkansız bir hayalet görüyormuş gibi kolyeye kilitlenmişti. Sonra aniden arkasını döndü, antika maun makyaj masasına doğru koşarcasına yürüdü ve aniden yaşlanmış, titreyen elleriyle koyu kırmızı kadife bir mücevher kutusunu açtı. Klik.

Orada, yumuşak kadifenin üzerinde başka bir zümrüt kolye yatıyordu. Tıpatıp aynısı. Aynı kusursuz kesim, aynı hipnotize edici yeşil renk ve ışığı içine tam olarak aynı şekilde hapseden o büyüleyici parıltı. Zeynep’in dudaklarından boğuk, çaresiz bir nefes döküldü. Devasa yatak odası, birbiriyle çelişen bu iki imkansız gerçeği aynı anda barındıramayacak kadar daralmış gibiydi. Yaşlı kadının dudakları aralandı ama ilk başta hiçbir ses çıkmadı.

“…bu imkansız…” diye fısıldadı en sonunda, sesi son kelimede geri dönülmez bir şekilde çatlayarak.

Sanki acımasız bir kaderin aynadaki yansımaları gibi, iki kadının hayatı geri dönülmez bir şekilde birbirine çarpıyordu. Zeynep, rüzgarda savrulan bir yaprak gibi titreyen parmaklarıyla kolyenin ucunu yavaşça ters çevirdi. Arka yüzünde küçük bir oyma vardı. Bir tarih. Yılların yorgunluğunu taşıyan ama inkar edilemez derecede net bir tarih. Şahika kutuya uzandı, ikinci kolyeyi aldı ve onu da ters çevirdi. Aynı yer. Oyulmuş aynı tarih. Yaşlı kadının nefesi tamamen kesildi. Zeynep başını kaldırdı ve gözlerindeki korkunun yerini bambaşka bir şey aldı – karanlık ve son derece tehlikeli bir şey.

“Yetimhanedeki rahibe bana demişti ki… eğer bir gün ikincisini bulursam…” Kısa bir an duraksadı. Bütün bir hayatı altüst etmeye yetecek kadar uzun bir duraksama. Sesi incecik bir fısıltıya dönüştü ama o boğucu sessizliği kesecek kadar keskindi. “…o zaman annemin mezarında aslında kimin yattığını sormalıymışım.”

Kimse kımıldamadı. Kimse tek kelime etmedi. Çünkü aniden, bu mesele çalınmış bir mücevher olmaktan çıkmıştı. Diri diri toprağa gömülen ve şimdi bedelini talep eden korkunç bir yalanla ilgiliydi.

Geçmişin sırları, bugün inşa ettiğimiz her şeyi bir anda yerle bir etme gücüne sahiptir. Eğer bir gün köklerinizin karanlık bir yalanın üzerine kurulduğunu aniden öğrenseydiniz, hayatınızın sonunu getirecek olsa bile gerçeği ne pahasına olursa olsun ortaya çıkarır mıydınız? Siz Zeynep’in yerinde olsaydınız sessiz mi kalırdınız, yoksa hesap mı sorardınız? Yorumlarda düşüncelerinizi benimle paylaşın, fikirlerinizi okumak için sabırsızlanıyorum!

Click to comment

Leave a Reply

Ваша e-mail адреса не оприлюднюватиметься. Обов’язкові поля позначені *

три × один =

Також цікаво:

EN6 хвилин ago

Grandpa’s Funeral Was at Noon on Tuesday

Maya’s phone buzzed at 6:47 p.m. on a Thursday, right as she was locking her office door. A Denver area...

BG41 хвилина ago

Когато чинията падна, генералът отвори папката

Чинията се разби на парчета върху мраморния под на банкетната зала и в този миг всички разговори замряха. Картофеното пюре...

FR2 години ago

Le secret du portrait d’Éléonore

La galerie des Tilleuls n’avait jamais été aussi parfaite. Les lustres en cristal de Bohême éclairaient chaque stuc doré, et...

PT2 години ago

O “Não” Que Acordou um Bonde Inteiro

O bonde da linha Santa Teresa estava tão cheio naquela sexta-feira que dava para sentir o calor do corpo dos...

IT2 години ago

Quando il silenzio diventa complice

Il tram numero 1 di Napoli viaggiava col suo solito cigolio di ferraglia stanca. Erano le 17:52 di un martedì...

ES2 години ago

El retrato que nunca debió abrirse

El coctel en el Pérez Art Museum de Miami era de esos eventos donde el aire acondicionado parece demasiado frío...

HU2 години ago

A csend ára

Augusztus volt, a kora esti négyes-hatos villamos dugig telve izzadt emberekkel. A légkondicionáló csak nyögött, a levegő sűrű volt a...

З життя2 години ago

A Mother’s HeartShe would cross any ocean and climb any mountain to bring her child safely home.

**Diary Entry – 15th March** Looking back, I see how my mother, Eleanor Smith, gave everything for me. She married...